Tarih: 15/08/2026
Ekip: Nadir Alishli
Yer/Bölge: Aladağlar/ Emli Vadisi
Rota: Mangırcı Klasik
Kamp Yeri: Sarımemedin Yurdu
Kullanılan Ekipmanlar: Kask, bivak, ilk yardım kiti.
Hava Durumu: Açık
Rapor:
İTÜDAK 30. yıl etkinliğinin son günleriydi. Etkinlik boyunca sadece tanıma faaliyeti yapmış geri kalan günlerde tırmanmıştım, canım klasik faaliyet çekiyordu. 13 ve 14 Ağustos hava yağmurlu gösteriyordu ve gerçekten öğlen saatlerinde şiddetli yağmur yağmıştı. 16 Ağustos İstanbul’a dönmem gerekiyordu ve geriye sadece 15 Ağustos günü kalıyordu. 15 Ağustos da öğlen saatlerinde yağmur gösteriyordu, ben de öğlene kadar kampa dönebileceğim bir faaliyet yapabilirim dedim. Mangırcı klasik bu plan için çok uygundu. 14 Ağustos akşamı faaliyeti planladıktan sonra bir ekip daha (Yücehan Kutlu, Kutlu Şentürk, Batuhan Akkova ve Salih Erkan) Mangırcı klasik yapacaklarını duyurdu ve benim onlara katılmamı istediler. Ekip müthiş olsa da ben kendi faaliyetimi yapmak istedim, çünkü çıkış saatini sabah karanlıkta çıkacak şekilde planlamıştım ve bunu deneyimlemek istiyordum. Onların ekibi daha geç faaliyete başlayacaktı. Faaliyet günü öncesi erken (20.00 gibi) uyudum, ve sabah 3.30’da uyandım. Kahvaltımı yaparken çok erken kalktığımı fark ettim ve biraz oyalandım. 4.30’da karanlıkta yola koyuldum. İlk olarak Mangırcı vadisine girip Ortaburun tepe ile Mangırcı arasında bulunan yokuşa varmam gerekiyordu. Mangırcı vadisine götüren patikanın direkt Sarımemedin Yurdu’ndan başladığını bilmiyordum, Emli vadisinden ilerleyip bu patikaya gireceğimi düşünüyordum. Böyle bir patika olmadığından Emli vadisine giden patikadan sağ yaptım ve karanlıkta zar zor ayırt ettiğim Mangırcı silüetine doğru ağaçların arasından yol bulmaya çalışıyordum, önümü sadece kafa lambam aydınlatıyordu. En sonda Kaletepe’nin doğusundan dolaşarak Mangırcı vadisine bağlanabildim, hava artık açılmaya başlamıştı. Mangırcı vadisinde keyifli bir yürüyüşten sonra karşıma bir anıt çıktı (İsmet İnan hatırasına). Ortaburun ile Mangırcı arasındaki yokuş bu anıtın sağında kalıyordu, buradan yükselecektim.

Bu yokuş biraz yorucuydu, ama tempom da yüksekti. Yokuşun sağında bir patika var, buradan ilerleseniz daha rahat edersiniz. Yokuşu çıktıktan sonra Alaca yaylasına varmadan Mangırcı’ya doğru sola yöneldim, burada patika mevcuttu ama ben patıkayı çok ayırt edemedim ve solumda kalan kayaların dibinden yürüdüm. Gözüm kiliti arıyordu. En sonda kiliti önceki faaliyet raporundaki resimlere bakarak buldum, saat 7.15’i gösteriyordu.

Kilit çok az basit tırmanış içeriyor ve hiç boşluk hissi yok. Kiliti geçtikten sonra önümde çok güzel bir manzara açıldı. Zirve gözükmeye başlamıştı, içim mutlulukla doldu ama bu aşamada dikkatli olmam gerektiğini biliyordum ve acele etmedim. Zirveye giden yolun solu uçurumdu, burdan yürürken dünyanın kenarındaymış gibi hissetmiştim.

7.30’da zirveye varmıştım. Manzaranın keyfini çıkarıyordum ve dinleniyordum ki zirvede olalı 1 saat olduğunu fark ettim. 8.30’da inmeye başladım, geri dönüşü aynı geldiğim yoldan yapacaktım. Ortaburun ve Mangırcı arasındaki yokuşa geldiğimde diğer ekip ile karşılaştım. 10.15’te kampa varmıştım, bu sefer doğru patikayı kullandım. O gün yağmur yağmadı.

Notlar:
● Kilit sonrası zirveye giderken dikkatli olun, uçurum var.
● Ortaburun ile Mangırcı arasındaki yokuşda patika mevcut, çarşaktan ilerlemeyin.
● Keyifliydi.
– Nadir
