03/10/2025 Yıldızbaşı Deneme Tanıma/Aladağlar – Atakan Aygün, Gülnur Karabiber, Serra Taş

“The mountains are calling, and I must go.” - muir
“The mountains are calling, and I must go.” - muir

Tarih:  3-5 Ekim 2025

Ekip: Atakan Aygün, Gülnur Karabiber, Serra Taş

Faaliyet Sorumlusu: Serra Taş

Yer/Bölge: Niğde/Aladağlar

Kamp Yeri: Karayalak- Yedigöller Platosu

Hava Durumu: Açık ve Rüzgarlı

Kullanılan Ekipmanlar: Kask, bivak

Rapor:

3 Ekim 2025

18.30’da İstanbul’dan Niğde’ye doğru otobüsümüz hareket etti.

4 Ekim 2025

07.05’te Niğde Otogar’a vardık. Çamardı’ya giden servise 07.23’te bindik ve geldiğimizi Ulvi Abi’ye haber verdik. 08.30’da Ulvi Abi’nin evindeydik. Faaliyetimizden önce tatlı annesiyle tanışıp hep beraber sohbet etmek, kahvaltı yapmak bize çok iyi gelse de artık kalkıp faaliyet için yola koyulmalıydık… 09.21’de Arpalık Yaylası’na doğru yola çıktık. 09.58’de Ulvi Abi bizi Arpalık Yaylası’na bıraktı ve 10.04’te yürüyüşe başladık. İlk durağımız Teke Pınarı’ydı. Gelmeden önce sadece Teke Pınarı’nda su olduğunu öğrendiğimizden tüm faaliyetimizi oraya uğrayıp kamp yerimize su taşıyacak şekilde planladık.

Teke Pınarını ilk gördüğümüz yer “Kapı”
Teke Pınarını ilk gördüğümüz yer “Kapı”
Teke Pınarı
Teke Pınarı

11.14’te Teke Pınarı’na vardık. 15 dakika mola verip dinlendikten sonra 11.30’da fazladan 11.5 litre su yükümüzle yola devam ettik. 13.24’te Oba Yeri’ne ulaştık ve hemen çadırımızı kurduk.

Wikiloc’tan kaydettiğimiz rotamız.
Wikiloc’tan kaydettiğimiz rotamız.

Planımız bugün Davlumbaz zirve deneyip ertesi gün de sabahtan belki Yıldızbaşı’nı denemekti. Kamp alanına ulaşır ulaşmaz Davlumbaz zirveyi de, dik ama çok belirgin yolunu da gördük ve rahatlıkla yapabileceğimizi düşündük. Güzel sandviçlerimizi yiyip (normal evde hazırladığımız sandviçlerin pek bir farklılığı yok ama bilirsiniz dağda yenen her lokma o kadar güzel geliyor ki insana…) kahvelerimizi içtikten sonra toparlanıp zirve çantalarımızı hazırladık. Son kez Davlumbaz zirveye bakış atıp birbirimize baktık ve evet Yıldızbaşı’nı denemezsek içimizde kalacaktı, bunu biliyorduk. Her birimizden “Hiç 6 km kamp yüküyle yürümüş gibi hissetmiyorum!” “Çok enerji doluyum şu an aşırıhazırım zirve için!” cümleleri de gelmeye başladıktan sonra 15.00’te yola çıktık. Evet Yıldızbaşı için 🙂 Ve birbirimize söz verdik 17.00’de eğer zirveye yaklaşmamış olursak geri dönüşe geçecektik. Ekim ayında olduğumuzdan 18.28’de hava kararıyordu ve bizim çok az zamanımız vardı. Ulaşmamız gereken ilk nokta Dipsiz Göl’dü. Ve çok geçmeden devasa gözüken Dipsiz Göl’ü ve içinde kalan sadece bir iki damlalık suyu görüp yolumuza devam ettik.

Dipsiz Göl
Dipsiz Göl
Tırmanmaya Başladık
Tırmanmaya Başladık

Bir noktada biz gitmemiz gereken yolun çok solunda kalıp hafif bir tırmanış yaptık ileride yolun bağlandığını görüp hiç inmeden yolumuza devam ettik. Evet ilk yanlış kararımız 🙂 Yolun bağlandığı kısma geldiğimizde bir de baktık ki biz hiç de düşündüğümüz yola bağlanmamışız tam aksine dağın çok solunda kalmışız Yıldızbatı zirveyi görüyoruz.

Zirvenin solunda kaldığımız rota, Yıldızbatı ve Yıldızbaşı Zirvelerinin ortasındayız. (Ama rotayı izlemenizi önermiyoruz:’)
Zirvenin solunda kaldığımız rota, Yıldızbatı ve Yıldızbaşı Zirvelerinin ortasındayız. (Ama rotayı izlemenizi önermiyoruz:’)

İlk defa bir zirve yaklaşımını deneyimlediğimizden perspektifimiz, görüş açılarımız tamamen kaymıştı. Saati sürekli kontrol ederek çarşak zeminden yürümeye devam ettik; bir umut, dağın solundan da zirveye giden bir yol aramaya başladık. Çok zorlu slab yüzeyleri tırmanmaya başladığımızda zirveye ulaşamayacağımızı yavaş yavaş anlıyorduk. Aklımda sadece dönüp duran düşünceler vardı: “Klasik rota böyle olmamalı biz yanlış yoldayız…” “Ah Davlumbaz zirve… Biz niye böyleyiz, neden tatlı tatlı Davlumbaz zirveyi denemedik?”

Tırmandığımız yerler ve Yukarıdan Dipsiz Göl’ün görünüşü (yani eğer Dipsiz Göl’ü bu açıda yukarıdan
görüyorsanız, klasik rota için yanlış yoldasınız demektir :’)
Tırmandığımız yerler ve Yukarıdan Dipsiz Göl’ün görünüşü (yani eğer Dipsiz Göl’ü bu açıda yukarıdan görüyorsanız, klasik rota için yanlış yoldasınız demektir :’)

Baktık ki saat 17.38 oldu. Ve biz 3330 metredeyiz hala tırmanmamız gereken 120 metremiz var. Ufak bir set gördük, minik bir zirve gibi görünüyordu; son bir enerjiyle oraya da tırmandık. Artık oraya tırmanırken kendime “Aşağı bakma, aşağı sakın bakma.” dediğim noktadaydım… Ve evet, burası bizim zirvemiz olsun dedik. Zirve fotoğraflarımızı çekindik, biraz zirve keyfi yaptıktan sonra 17.55’te asıl zorlu kısma başladık: iniş…

Bizim minik zirvemiz - 3330 metre
Bizim minik zirvemiz – 3330 metre

Amacımız, hava kararmadan en azından çıktığımız çok dik inişleri bitirmek ve karanlıkta sadece yürüyüş kısmını yapmaktı ve öyle de oldu. Dik kayalardan indikten sonra çarşak ama çok dik olmayan zemine ulaştık ve kafa lambalarımızı açtık. Dikkatlice yürümeye devam ettik. Dipsiz Göl’e ulaşınca evimize ulaşmış gibi sevindik ve artık son yarım saatlik yürüyüş kaldığını anladık. Rüzgar bizi sarsmaya başlamıştı ve artık koşar adım sadece çadıra ulaşmak için yürüyorduk. Sonunda 20.16’da kamp yerine vardık. İçeri girip biraz ısındıktan sonra yolda hayalini kurduğumuz yemeğimizi yiyip çaylarımızı içtik. Su kaynatıp uykuya geçiş yaptık. Gece o kadar rüzgarlıydı ki asla uyuyamadım… Pazar günü İstanbul’a akşam dönmüş olmamız gerektiğinden gece konuşup Davlumbaz’ı denemeyiz ama yine de belki yaparız diye düşünüyorduk. Sabah 05.00’te kalktık. Zaten rüzgarda ayakta duramıyorduk ve Davlumbaz’dan tamamen vazgeçip kahvaltımızı yapıp, 06.11’de dönüş yolunaçıktık. 07.28’de Teke Pınarı’nda 20 dakikalık bir mola verdik ve Ulvi Abi’yi aradık. 09.05’te Ulvi Abi ile Arpalık Yayla’sında buluştuk.

Değerlendirme ve Notlar:

  • Telefon, Arpalık’tan Teke Pınarı’na kadar çekiyor. Sonrasında sadece birkaç noktada çekti ama hemen gitti. Oba Yeri’nden Dipsiz Göl’e yürürken de zaman zaman çektiği oldu. En çok sinyalin olduğu yerler buralardı; onun dışında asla çekmiyor.
  • Çarşak zeminden inmek çok zor olduğu için, elimle destek almadığım yerlerde baton kullandım. Dizlere çok yük biniyor, baton bu yükü ciddi şekilde hafifletiyor; kesinlikle önerilir.
  • Davlumbaz Zirve’ye kamp alanından bakıldığında zigzag şeklinde patika yolları gözüküyor. Yani sadece dik bir yürüyüşle 1-2 saatte zirveye ulaşılacak gibi görünüyordu.
  • Wikiloc’tan indirdiğimiz rotalar hayatımızı kurtardı bazı yerlerde. Özellikle dönüşte karanlık olduğunda, tamamen geldiğimiz rotaya Wikiloc’tan bakarak ilerledik. Genel olarak faaliyet rotamızda hiçbir zorluk yoktu (Yıldızbaşı zirve deneyişinde yanlış kararımız sonucu oluşan zorluğu hariç tutuyorum.) Tanıma faaliyeti için çok uygun bir rota olduğuna karar verdik.
  • Rota: https://loc.wiki/t/234462539?wa=sc

Bu kısa ama güzel faaliyet için ekip arkadaşlarıma çok teşekkür ederim. Uyumumuz, gereksiz risk almamamız; çok istesek de, sabah ayakta bile duramadığımız o rüzgarda zirve denemememiz ve hava kararacağı için en baştan “Eğer zirveye yaklaşamazsak 17.00’de dönüşe başlarız” diye birbirimize verdiğimiz sözümüz, bana çok fazla güven verdi ve dağcılığın ne demek olduğunu tekrar hatırlattı.

Yolda olmak her zaman çok güzel şeyler öğretiyor. Zirveye ulaşamadık ama yorulduğumuzda kafamızı kaldırıp dağlara bakmak, orada olduğumuz için minnettar olmamıza fazlasıyla yetti. Umarım dağlardan çok uzak kalmadan tekrar kavuşuruz.

Bu tanıma faaliyetinde, ilk defa her kararı kendimiz vererek, her planı kendimiz yaparak zorluğu deneyimleme şansına eriştik. Bu sırada kafamda tek bir söz dönüp durdu; ben de onun çağrısına kulak verdim ve vermeye de devam edeceğim:

“The mountains are calling, and I must go.” - muir
“The mountains are calling, and I must go.” – muir

4 Ekim 2025, Aladağlar

Serra Taş